Ruhsal durumda değişiklikler:Çoğumuz kendimize ya da çevremize pek zararı dokunmayan ruhsal değişiklikleri yaşarız.Adet öncesi döneminde,mutlu,enerjk,yaşam dolu bir kadın şirret,insanlardan nefret eden,mutsuz bir insan olabilir.Bağırıp çağırması,azarlamaları,hatta fiziksel şiddetiyle bir felaket yaratabilir.Tüm kadınların yüzde 50'si adetten hemen önceki dönemde çok ciddi ruhsal değişiklikler yaşar.
Bu değişikliklerin başlaması farklıdır.Kimi kadınlarda yavaş yavaş başlar;belirtiler gün geçtikçe artar.Genellikle ovulasyondan hemen sonra başlayıp kanama başlayana kadar sürer.Kimi kadınlar bu durumu 'yaşamımın yarısında çılgın oluyorum' diyerek belirtmektedir.
Kimi kadınlarda da ruhsal değişiklikler çok ani olur.Normal koşullarda hoşgörmeyeceği davranışları kendinde gören kadın çok şaşırır.Genellikle değişiklerin başladığını annesi ya da eşi gibi ailenin bir bireyi ya da bir iş arkadaşı ayırt eder.Kimi eşler bu değişikliği o kadar kolayca tanır ki,başlar başlamaz inanabilmek için takvime koşup bakar.
Kimi kadınlarda kanamanın başlangıcının nerdeyse büyülü bir etkisi vardır.Rahatlamayı bir bulutun kalkması ya da perdenin perdenin açılması gibi tanımlarlar.Kimi zaman kanama başlamadan birkaç saat önce rahatladıklarını görürler.Her kadın bu işareti ayırt ederek kanamanın başlamak üzere olduğunu anlayabilir.
Adet öncesi gerilimi:Adet öncesi gerilimi kimi kadınları dayanamayacakları bir noktaya getirir.Sık sık,'nefret ettikleri' davranışlarının ayrımına varırlar.Bu da onların kendilerinden nefret etmelerine ve belirtilerin artmasına neden olur.Adet öncesi geriliminin genellikle üç öğesi vardır:Bunalım,yorgunluk,huzursuzluk
Bunalım:Hafif bir mutsuzluk duygusundan tüm vücut işlevlerini etkileyecek şiddette bunalıma kadar değişebilir.Adet öncesi bunalım 36 yaşından sonra artar.Bekar kadınlarda evlilere oranla daha çok görülür.
Dr. Dalton'un bunalımı,yitim hastalığı olarak tanımlaması çok hoşuma gider.Mutluluk yitimi,ilgilerin yitimi,heves yitimi,enerji yitimi,uyku yitimi,cinsel heyecan yitimi,güvenlik yitimi,yeterlilik yitimi,konsantrasyon yeteneğinin yitimi,özdenetim yitimi,iştah yitimi,ağlamadan yaşayabilme yeteneğinin yitimi,karar verme,davranışlarını denetleyebilme yeteneğinin yitimi.Genellikle geleceğe güvenme,adetten sonra normale döneceğine inanma duygusu da yitirilir.
Bunalımın en ciddi komplikasyonlarından biri de canına kıymaktır.1965'te bu konuda araştırma yapan bir takım doktorlar, adet öncesi dönemde canına kıyıpbaşaran kadınların sayısının başka zamanlarda aynı yolu seçenlere oranla yüksek olduğunu göstermiştir.Bu bulgu, canına kıyan kadınların kanamadan önceki dört gün içinde bu girişimde bulundukları anlaşılan Londra, Delhi ve Los Angeles'ta da doğrulanmıştır.
Yorgunluk:Birçok kadın adet öncesi dönemde net ve hızlı düşünemediklerini,zihinlerinde bir durgunluk ve yavaşlama olduğunu itiraf eder.Baş ağrısı görülebilir,yataktan çıkamayacak kadar yorgunluk duyulur.Ev kadınların kanamanın on gün öncesinden başlayarak doğru dürüst ev işi, ya da yemek yapamayacak kadar yorgunluk duyduklarını söylerler.
Bu yorgunluğun üreticil,k üzerinde de etkisi vardır.Yatılı bir okulda kız öğrencilerin haftalık not durumu araştırılmış,adet öncesindeki haftada notlarda yüzde 10 düşüş,buna karşılık adetten sonraki haftada yüzde 20 artış olduğu görülmüştür.Bu etki sınav sonuçlarında da görülmektedir.
Huzursuzluk:Adet öncesi dönemde en çok rahatsız olan kişiler genellikle çevrenizdekilerdir.(Eşiniz,çocuklarınız,iş arkadaşlarınız gibi).Huzursuzluk o kadar ciddi boyutlara ulaşır ki en ufak olay sizi rahatsız eder,herkesten nefret eder,herkese bağırırsınız,kavga çıkarmak için bahane ararsınız.Her şey sinirinize dokunur,dünyayı ancak karamsar gözlerle görürsünüz.Ne yazık ki adet öncesi huzursuzluk evli kadınlarda daha sık görülür.Yani,bu mantıksız,sıkıntılı aşırı duyarlı davranışın sıkıntısını en fazla eşler çeker.Pek çok kocanın istemesi şaşırtıcı değildir.
Huzursuzluk saldırgan davranışlar,bu da fiziksel şiddete yol açabilir.Böyle bir dönemde komşusuna oklava atan,patronuna daktilo ile saldıran,bir polisin kulağını ısırmaya çalışan kadınlar bildirilmiştir.Bebeklerini hırpalayan,eşlerini döven, hatta cinayet işlyenler bile vardır.
Alkol alma isteğide artar.Buna koşut olarak alkolün etkisi de artar.Başka zamanlarda akıllı,uslu ve saygıdeğer davranan kadınlarda sarhoşluk ve başka uygunsuz davranışlar yüzünden tutuklanmaların sayısı da artar.
İngiltere'de 156 mahkum kadın arasında yapılan araştırmada,yüzde 50'sinin kanamadan önce ya da kanamadan sonra suç işlediği,bunların da yüzde 63'ünün premenstruel sendromdan yakındıkları görülmüştür.20. yüzyılın başlarında,Paris polisi suç işleyen kadınların yüzde 84'ünün kanama zamanı dolaylarında bulunduğunu ayırtetmiştir.New York'ta yapılan benzer bir araştırma,şiddet suçlarının yüzde 67'sinin bu dönemde işlendiği göstermiştir.
Vücutta sıvı tutulması:Öbür belirtiler görülmese de vücutta sıvı tutulması premenstruel sendromun en tipik belirtisidir.Kanamadan önceki on beş gün boyunca vücuttaki dokularda sıvı birikir,vücut ağırlığı artar;kadın ağırlık,vücudunda,özellikle göğüslerinde şişkinlik,genişleme,duyarlılık duyumsar.
Kilo artışı:En sık görülen belirtidir.Ortalama 1.8-3.2 kilo artış olur, 4.5-5.5 kiloya kadar çıkabilir.6.5 kilo artış olaylar saptanmıştır.Alınan kilolar kanamadan hemen önce ya da kanama başlayınca ya da kanama başladıktan iki gün sonra verilir.Günde 5.14 litre kadar idrar çıkmasına yol açar.Vücutta sıvı tutulması kan basıncında ve göz içi basıncında da artışa neden olur.
Göğüslerdeki değişiklikler:Çoğu kadın,göğüslerinin ağrıdığından,daha büyük sütyen takmanın gerektiğinden,göğüs uçlarının duyarlı olduğundan yakınır.Kanamadan önceki günlerde göğüsler ağırlaşır,nodüller ele gelir.Bunu göğüslerinizi kendi kendinize muayene ederken bulduğunuz tek bir yumruyla karıştırmayın.Siklüsün ikinci yarısında progesteron hormonunun uyarısıyla genişleyen süt bezleri yüzünden göğüsler de büyür,dokunmakla ağrılıdır.
Başka belirtiler:Sıvı tutulması parmakların (yüzüklerinizi çıkartamazsınız), ayak bileklerinin şişmesi ve ayakkabıların dar gelmesiyle de belli olur.Takma dişleri olan kadınlar dişetlerinin şiştiğini,takma dişlerin ağızlarına uymadığını ayıteder.Çoğu kadın,cildinin kabalaştığını,kontakt lenslerinin gözlerine yerleşmediğini,saçlarının cansızlaştığını söyler.
Özellikle iç kulaktaki labirent gibi kolaylıkla genişlemeyen bir yerde sıvı birikmesi halinde sıvı tutulmasının bunlardan çok daha ciddi sonuçları olabilir.İç kulakta sıvı artırışı başdönmesine,göz küresinde sıvı artışı ciddi ağrılara,katı,sert kafatası içindekiler de baş ağrısına neden olur.Vücuttaki bu sıvı artışı kas ve eklem ağrılarına,genel romatizmal ağrılara neden olmakla suçlanmıştır.
Sıvı tutulması belirtileri,özellikle migren,göz ağrısı ya da astım yakınmaları olan kadınlarda sabah erken saatlerde daha şiddetlidir.Kimi kadınlar gece ellerinde uyuşma,kollarında karıncalanma duyarak uyanır.Bunun nedeni el ve kola giden sinirlerin çevresindeki dokularda sıvı birikimi sonucu genişleme olması,sinirlerin de genişleyen dokuların arasında sıkışmasıdır.(karpal tünel sendromu)
Astım adet zamanlarında şiddetlenir,bunun nedeninin akciğerlerdeki hava yollarını döşeyen küçük hücrelerde sıvı birikmesi olduğu sanılmaktadır.Yani, neden allerjik olmadığı için hastalar antihistaminiklere,soluk açıcı spreylere,ya da sodyum kromalin gibi ilaçlara yanıt vermez.Adet öncesi astım nöbetleri en sık 30 ve 40 yaşlarındaki kadınlarda görülür.
Adet öncesi nezlesi, saman nezlesi de çok sık rastlanan ve sıvı tutulmasıyla ilgili olan,antihistaminiklere,antigripal tedaviye yanıt vermeyen rahatsızlıklardır.
Koku duyusu yitiminin de koku alan yollardaki hücrelerde sıvı birikimine bağlı olduğu sanılmaktadır.
Sistit ve üretrit adet öncesinde sıklıkla görülür,pelviste sıvı artışına bağlı olabilir.
Eklem ve kas ağrıları kimi kadınlarda her ay düzenli aralıklarla olur; kanamadan hemen önce başlar,birkaç gün sürer,tedavi edilmeden geçer.Sabah uyanınca eklemlerde sertlik vardır,yavaş yavaş geçer.Ağrıya neden olan eklemlerdeki hücrelerin şişmesi ve eklemlerin çevresindeki kasların spazmıdır.Bu ağrılar,sızılar diüretik(idrar söktürücü) kullanınca hafifler,bu yüzden nedeninin sıvı tutulması olduğu sanılmaktadır.
Baş Ağrısı:Aylık baş ağrılarının pek çok tipi vardır(migren,sinüzit ağrısı,tansiyon ağrısı vb) ancak geçerli oldukları ve düzenli aralıklarla oluştukları kesindir.Ergenlik,gebelik,doğum denetim hapları da baş ağrısına neden olan etkenlerdir.Adet öncesi baş ağrıları gebeliğin dördüncü ayında kaybolsa da gebelik sona erdiğinde yeniden başlar.Genellikle kadınlar doğum denetim hapı kullanırken ya da kullanmayı bıraktıktan bir iki gün sonra baş ağrılarının arttığını söyler.Buna karşılı,adet zamanı baş ağrısı çeken kadınlar menopozdan sonra bu yakınmalardan kurtulacaktır.
Cilt yakınmaları:Kanamadan önceki günlerde hemen tüm kadınlarda tek tük sivilceler çıkar.Kimi kadınlar için akneler,çıbanlar,uçuklar ciddi bir sorun olabilir.Cilt yağlanır,siyah noktalar artar.
Konjunktivit(gözlerin kızarması):Her ay kanamayla birlikte ortaya çıkar ,enfeksiyona bağlı değildir.
İştah Bozuklukları:Adet öncesi gerilimi doruğa ulaştığı zamanlarda aşırı yeme isteği ve aşerme de görülebilir.Ayın geri kalan günlerinde sıkı bir rejim yapan kadınlar bile bir haftalık yiyeceği bir öğünde yiyebilir.
Alkolik dönemler:Bu da sık görülen bir olgudur.ABD'de kadın alkolikler arasında yapılan bir araştırmada ayın geri kalan bölümünde alkolü bıraksalar bile adet zamanında alkol alımını on kat arttırdıkları saptanmıştır.Kanama sırasında alkol metabolizması değişir.Daha yavaş yıkılır,kanda kalma süresi uzar,bu yüzden etkisi de artar.Alkolün yarattığı davranışlar normalden farklı olur.

