Kalıtım:Meme kanseri,tam olarak göz rengi ve saç renginin geçtiği yolla geçmez,ama gene de olayda ailesel bir yön vardır.Eğer kızkardeşinizde meme kanseri gelişmişse,sizde de gelişme olasılığı yüksektir,ama eğer annenizde varsa bu hastalık o zaman risk,hastalığın kızkardeşinizde olması durumuna göre daha düşüktür.Eğer hem kızkardeşinizde hem de anneniz de meme kanseri çıkmışsa,siz de de çıkması olasılığı yüksektir.Anne kanadından bir teyze ya da büyükannede hastalık olması bile sizi epeyce yüksek bir risk grubuna sokmaktadır.Bununla birlikte,önemli olan,hastalığın akrabalarınızda kaç yaşında çıktığıdır.Eğer,örneğin yetmiş gibi ileri yaşta yakalanmışlarsa,risk düşer,ama eğer menopoz öncesi ortaya çıkmışsa risk artar ve eğer otuzun altındayken olmuşsa risk epeyce yükselir.
Döllenme:Hiç çocuğu olmayan kadınlar en yüksek risk grubunu oluştururken,en fazla sayıda çocuğu olanlarsa en düşük risk grubunu oluştururlar.İlk çocuğun 35 yaşından sonra olması riski artırırken,ilk çocuğun 20 yaşın altında doğurulması azaltmaktadır.
Emzirme:Ne kadar çok çocuğunuz olursa meme kanserine yakalanma olasılığının o kadar düştüğü tüm dünyada kabul edilmektedir ve bunu yaratan neden belki de çocuk emzirmedir.Kaç çocuğunuz olduğundan daha da önemlisi kaç yıl çocuk emzirdiğinizdir.Bu varsayımın arkasındaki kavram şudur:Süt yapımını sağlayan,prolaktin hormonu,emzirme olmadığı takdirde meme kanserinin gelişmesinde etkili olabilmekte,ama emzirme sayesinde bu özelliğini yitirebilmektedir.
Beslenme ve çevre:Hayvansal proteinlerin,doymuş hayvansal yağların ve tüm öbür süt ürünlerinin çok yenmesiyle meme kanseri gelişmesi arasında kuşku götürmez bir bağ vardır.Toplumun geri kalan bölümüne oranla çok daha düşük meme kanseri sıklığına sahip olan Mormonlar çok az et yemektedirler ve hiç et yemeyen insanlarda sıklık en aza iner.Şişman kadınlar,daha ince olan kızkardeşlerine göre,hiç kuşkusuz daha yüksek bir yakalanma riskine sahiptirler.Bilim adamları,boy ve ağırlık bileşkesinin ya da tüm vücut oylumunun belirleyici bir etken olduğunu düşünmektedirler.Bu yüzden de,alışılmışın dışında uzun ya da şişman olanları da içermek üzere:Tüm iri kadınların yüksek bir riske oldukları söylenebilir.
Çevrenin kanserle belirli bir ilişkisi olduğu gösterilmiştir.Yalnız coğrafi olarak değil,kentte yaşayan kadınlar,belki de beslenme etkenleri nedeniyle,taşrada yaşayanlara oranla daha büyük bir hastalığa yakalanma riskine sahiptirler.

